Burası günümüzdeki post-truth ortamda gerçeği arama maksatlı, çoğulcu bir anlayışla açılmıştır. İnteraktif olmasını umuyorum, kendinizden bir parça bulduysanız; ekleyecek ya da itiraz edecek bir yorumunuz varsa lütfen benimle paylaşın: hilmianil@gmail.com
24. NAS SURESİ (Tuzak Terapisi)
Rahman Rahim Olan Allah'ın Adıyla
Felak suresinin ikizine geldi sıra. Sure adı "nas", isminde de mutabıklık var, baktığım hemen her eserde surenin adı "nas" olarak geçmekte. Popüler bir sure ve halk tarafından da bilinirliği aşırı yüksek. Ancak anlamı konusunda herkes bihaber. Şimdi analizimizle, zihnimizdeki bu arapça telaffuzların altını güzel anlamlarla-derslerle dolduralım.
Sure, felak'ın ardından inmiş. Bütün tertiplerde aynı yerde konumlandırılmış. Risaletin üçüncü yılı, bu da henüz daha gizli-bireysel davet sürecinde olduğumuzu gösteriyor. Felak suresi analizinde bunlara değinmiştim, bu yüzden tekrar yazmıyorum. Ancak Müzemmil suresi 2,3,4. ayetlerde emredilen geri dönerek sürekli bir biçimde düşünerek okumayı (Tertil) sürekli tekrar ederek yazacağım. Döne döne okuyun, sindire sindire okuyun dostlar.
Nuzül sebeplerine de değinmiyorum. Bir önce analiz ettiğimiz surede olduğu gibi bu surede de konu doğrudan insan psikolojisi-yapısı olduğu için zaman üstü yorumlamak daha uygun olacaktır.
Euzubesmele...
Kovulmuş/taşlanmış tüm şeytani ayartmalardan (güdülerimden ve güdülerimi harekete geçiren her türlü uyarandan) Allah'a sığınırım; zihnimi gölgeleyen, okumamı/anlamamı engelleyen, hedefimi şaşırtan, beni hırslandıran, dramatikleştiren, şikayetlendiren, öfkelendiren, melankolikleştiren, kışkırtan, beni objektiflikten alıkoyan her şeyden Allah'a sığınırım. O ki işinde ve özünde merhametli, yüzdeyüz allah adına...
1. Kul e’ûżu birabbi-nnâs
2. Meliki-nnâs
3. İlâhi-nnâs
4. Min şerri-lvesvâsi-lḣannâs
5. Elleżî yuvesvisu fî sudûri-nnâs
6. Mine-lcinneti ve-nnâs
1. De ki: “Sığınırım ben Rabbine insanlığın
2. Sahibine/Kralına/Patronuna insanlığın
3. İlahına insanlığın
4. Sinsi ve sinik vesvese kaynağının şerrinden
5. O ki, sürekli göğüslerine fısıldıyor insanların
6. Görünen-Görünmeyen/Bilinen-Bilinmeyen/Uzaktaki-Yakındaki insanların şerrinden.
Tek cümle halinde = De ki "Görünen ve görünmeyen insanların şerrinden, sürekli göğüslere vesvese veren eziğin şerrinden, insanlığın ilahına, sahibine, rabbine sığınırım"
Felak suresi tefsirimde sığınmanın ne olduğunu ayrıntılı bir şekilde yazmıştım. Bu yüzden şimdi tekrar sığınmanın detayına girmiyorum. Kısaca şöyle tanımlayabilirim: zorlanılan bir durumda, seni geliştirecek ya da sorununu çözecek olanın kurallarına uyarak korumasını-geliştirmesini-iletişimini kazanmak.
Hayatta karşımıza illa ki büyüklü küçüklü sorunlar çıkıyor. Kimi zaman göremediğimizden-anlayamadığımızdan ötürü büyük sandığımız, kimi zamansa gerçekten çözemeyeceğimiz büyüklükteki dertlerle karşılaşıyoruz. Bu durumlar karşısında insanın karşılaştığı sorunu çözmesi için gelişmeye ihtiyacı var, potansiyelinin açığa çıkmasına ihtiyacı var. Bazen ilim-bilim olarak gelişmeli, bazen ise psikolojik olarak gelişmeli; ki hayatına devam edebilsin. Bu tarz durumlarda bir insanın en büyük düşmanı eylemsizliktir. İnsan "ğasikın iza vekap" durumunda olabilir yani insanı eylemsiz bırakan buz gibi bir karanlık çöktüğünde, insan eylemsiz kalmamalı, potansiyelini açığa çıkaracak olan rabbine sığınmalı. Yani denemeli, çalışmalı, gayret etmeli, yılmamalı, bıkmamalı... Bunları Felak Suresi tefsirimde yazmıştım uzun uzun.
Zorlukla karşılaştık, eylemsiz kalmadık, çözüm üretmeye çalıştık ve sonucunda bir eksikliğimizin ya da geliştirmemiz gereken bir yönümüzün farkına vardık. Bu farkındalığı bir eksiklik olarak kaydettik ve bu eksikliği kapatabilecek şeyin beklentisine girdik. Bu beklenti ile Rabbimize sığınacağız. Ama rabbimiz sonuçta ete kemiğe bürünüp buyur kulum bu senin potansiyelin demeyecek. Biz mantığı düzgün çalışan insanlar olarak, Rabbimizin nimetini onun katında değil kendi katımızda, yani dünyada arayacağız.
Kuran'da dünyayı gezip dolaşmakla ilgili, doğayı gözlemlemekle ilgili bir sürü ayet var. Allah yeryüzünü gezip görmemizi istiyor, dersler çıkarmamızı, gözlem yapmamızı, öğrenmemizi ve gelişmemizi istiyor. İstiyordan ziyade aslında Allah, haddini aşma isteğini insanın içine koymuş. Bu yüzden arabalar, uçaklar yapmışız, metafizik terimler-kavramlar bulmuşuz; bir şekilde kendimizi aşmak istiyoruz... Hatta sonsuz olmak istiyoruz değil mi, herkesin ortak beklentisi.
Kendini tamamlamak isteyen insan, bu isteğini gerçekleştirirken türlü riskler alır, tehlikelerin içine dalar, ki beklentisini karşılayabilsin. Beklentilerimizi karşılayan şeylerin hiçbiri saf haliyle önümüze gelmiyor ve gelmeyecek. Hiçbir şeyin üzerinde neye ne kadar faydalı olduğu yazmıyor. Bu yüzden insanın uyanık olması, risklerin farkında olması ve beklentiyi karşılamayı vaat edeni objektif olarak yargılaması lazım ki zarar görmesin. Sığınacağım derken elaleme kul köle olmasın. Ne var ki Rahman Rahim olan Allah, insana "akıl-bilinç-hafıza" denen ekipmanları vermiş ki bu işi biz kendimiz yapalım. Bir de üzerinde vahyetmiş, şeytanı iyice belirgin hale getirmiş. Daha ne olsun değil mi?
Sure, de ki ile başlıyor. Emir ile başlayan diğer ayetler-sureler gibi, bu ayeti-sureyi de bir inşa süreci olarak ele alacağız. Allah'ın bizi bir konuda yapılandırmak istediğini anlıyoruz: öyle bir inşa olsun ki biz o şeyi sürekli yapalım ya da sürekli yapmayalım.
İlk Üç Ayet: Rab, Melik, İlah
De ki'den sonra sığınacağımız Allah, üç ismini veriyor: Rab, Melik, İlah. Rab bizi yaratan, eğiten, geliştiren; Melik bizim sahibimiz, her şeyin sahibi, emanetçi olduğumuzu hatırlatan bir isim; İlah ise yaratmanın, sahipliğin, geliştirmenin toplandığı bir isim. Allah bu isimlerini boş yere arka arkaya sıralamıyor. Patron kim onu söylüyor, patron Allah. Sığınacaksan patronuna, sahibine, eğitmenine, öğretmenine, yaratıcına sığınacaksın. Peki kimden/neden sığınacağız.
Vesvese ve Hannas
Geldik surenin üzerine oturduğu kelimeye: vesvese. Bizim dilimize de aynen geçmiş, kullanımı pek yaygın. Bu kelime, arapçanın doğal kelimelerinden; aynı bizim pat-lamak gibi, fıs-ıl-damak gibi... Vesvese kelimesi de (çöl ortamında) fısfısfıs konuşmaya, fısıldamaya denmiş. Dördüncü ayette belirtildiğine göre bizim, hannas'n vesvesesinden Allah'a sığınmamız gerekiyor. Hannas ezik-ezilen-ezilmiş, sinik-sinmiş anlamındadır: Duruşu olmayan, her şekle giren, adamına göre oynayan, prensipsiz-ilkesiz olan her şey. Bu hannas bazen insan olur, bazen ise güdülerimiz, şeytani iç sesimiz yani. Hani iç sesimiz sürekli fıs fıs konuşuya bizimle. Yap oğlum der, yık evladım der, al o gömleği der, al der, yap der, vur der...der oğlu der. Aynı beşinci ayette estetik bir biçimde söylenmişti bu, hannas bir iç ses olarak: "O ki, sürekli göğüslerine fısıldıyor insanların". Dışarıdaki hannaslar daha fena: gel diyor senin ilacın burada, seni biz iyi ederiz, tedavini bizim tarikatta ol, bir kadeh daha iç nolacak sanki... Bu surenin asıl gayesi işte bu iç ve dış hannaslardan kendimizi korumamızdır.
Cinneti ve'nNas
Son ayette geçen bu kalıp saf müslümanları cinlerden koruyabilir. Ancak bizim için durum farklı, biz mistik akımları çoktan deşifre etmişiz. Bu sureden cinlerden bu şekilde korunursunuz diye bir taktik beklemek amiyane tabirle Allah'a hakaret olur. Köleliğe, sömürüye karşı söylenebilecek en estetik sözlerden biridir bu sure. Bu ayetteki anlam şudur: görünen görünmeyen, bilinen bilinmeyen, uzaktaki yakındaki...
Kuran'ın hemen her sayfasında olduğu gibi, "sömürüyle mücadele"nin metnin merkezine oturduğu bir muhteşem sureyi daha kabiliyetimizce anlamış bulunuyoruz. İmtihan dünyasında yaşamak bir sürü riski beraberinde getiriyor. En kötüsü de sömürülmek. Rahman Rahim Allah, sömürülmemizi istemiyor. Allah bizim eşşeğe tapınmamızla bir şey kaybedecek değil. O, kendi yarattığı insanın, kendinden ruhunu üflediği insanın reşit olmasını istiyor, yanlış yerlere köle olmasın istiyor, patron kimmiş tanısın, yanlış kişilere ağam paşam çekmesin istiyor. Hayat zor, kamusal alanda sürekli sözler-beklentiler ile boğuşmak durumundayız. Bu boğuşmalarda bize uzatılan yardım ellerinin bazıları elbet onun yönlendirmesiyle, ancak bazıları da bizi sömürmek için göğsümüze fıs fıs konuşup bizi köleleştirmek istiyorlar.
Kafamı ne zaman kaldırsam bunları görüyorum ben. Sosyal medya kullanıyoruz mesela, kaydırdıkça pantolon gömlek çıkıyor, daha iyi giyinmeliyim (vesvese bir); bir daha kaydırdım bmw almalıyım (vesvese 2); bir daha kaydırdım x restoranda yemeliyim (vesvese 3), arzu tatilde baliye gitmiş, göğsüme fısıldıyor: sen de gitmelisin, sana iyi gelecek (vesvese 4). Arzu tüketerek varolduğu için bizi de öyle sanıyor. Seküler yaşam beni huzursuz ediyor, dinimi öğreneyim deyince ortaya hocalar mürşidler çıkıyor. İrşad Allah'ın ayeti orada dururken, milyonlarca insan sahte hocaların göğüslerine vesvese vermelerine bağımlı hale gelmiş, ip tutarak günahlarından arınacaklarını sanıyor.
Sonsuz örnek verilebilir, zira hannas'ın vesvesesi o kadar çok ki, o kadar dolu ki bu hayat onlarla, gerçekten bazen insan şaşırıp tuzağa düşebiliyor. Sosyal medya, reklam sektörü, tarikatlar, cemaatler en başı çekenler, bunların hepsi hannas, prensipsiz ilkesiz, sadece kendi kazancına odaklanmış şer kaynakları. Bunlardan insanlığın Rabbine, Melikine, İlahına sığınmamız gerekiyor. Bu sığınmaların da en kolay Kuran. Apaçık indirilmiş bir hidayet (yönlendirme-doğru yolu bulma) kitabı. Bırakın Kuran sizi inşa etsin, Allah'a ve Kuran'a güvenin. Bu güven sizi görünen ve görünmeyen tüm vesveselerden koruyacaktır.
Allah hepimize hannasları tespit etme, vesveselerine de kulak tıkama iradesi versin.